Doğa, eşsiz ve sayısız canlı çeşitliliği ile insanoğlunu kendisine hep hayran bırakmıştır. Virüsler bu göz kamaştırıcı çeşitlilikte -canlı oldukları tartışmalı olsa da- yaşam tarzları ile en ilginç gruplardan biridir.

Virüsler ilk keşfedildiklerinden bu yana üzerine yüz yılı aşkın yapılan bilimsel çalışmalara rağmen henüz tam olarak anlaşılamamışlardır. Bu yönleriyle virüsler bitkilere benzerler. Yalnız bitkiler virüslerin aksine, yaşayışları az çok anlaşılan bir gruptur. Bitkilerin henüz tüm özelliklerinin bilinememesi ve bazı ‘davranışlarının’ henüz tam olarak anlaşılamaması virüslerle benzerlik göstermektedir. Nitekim günümüz virolojik (virüs bilimi) çalışmaları bunu kanıtlamaktadır.

Virüslerin Keşfini Bitkilere ve Botanikçilere Borçluyuz!

Virüslerin bitkilerle münasebeti bunlarla sınırlı değildir. Virüslerin ilk keşfedildiği yer bir bitki (tütün bitkisi) aracılığı ile olmuştur. 1800’lü yılların sonlarına doğru tütün bitkilerinde önemli bir ‘hastalık’ keşfedilmiş yalnız bu hastalık üç botanikçinin dikkatini oldukça çekmiştir. Bu üç botanikçi -aynı zamanda bir kimyager olan- Adolf Mayer, Dimitri Ivanovsky, ve -aynı zamanda bir mikrobiyolog olan- Martinus Beijerinck’tir. Bu üç botanikçi tütünlerdeki bu hastalığın üzerine detaylı araştırmalar yapmışlardır fakat tütünlerdeki bu durumun hastalıktan öte bir durum olduğunu (1892’de) ilk keşfeden ve virolojinin babası olarak görülen Rus botanikçi Dimitri Ivanovsky (1864-1920) olmuştur.

Görüldüğü üzere virüslerin keşfi bitkiler ve bitki bilimciler sayesinde olmuştur. Keşfedilen bu ilk virüs daha sonra ‘tütün mozaik virüsü’ olarak adlandırılmıştır. Bu virüsün linear tek sarmal RNA genomu içeren bir virüs olması da bir başka ilginç detaydır.

Virüsler hayvanlara, bakterilere hatta arkelere kadar hemen hemen her canlıya bulaşabildiğinden bitkilere de bulaşabilmeleri gayet tabiidir. Nitekim yukarıda anlatıldığı üzere ilk keşfedildikleri yer olan bitkilerde de bolca mevcutturlar. Virüsler bulaştıkları her canlı grubuna özgü çeşitleri ve/veya türleri bulunmaktadır. Örneğin; tütün mozaik virüsü yalnız bitkilerde bulunmaktadır. Üstelik virüslerin evrimlerinin diğer canlılara bağlı olduğu da ironik bir gerçektir.

Örneğin; bitkilerin bazı virüslere karşı genetik olarak dayanıklılık mekanizmaları olduğu ispatlanırken virüslerin de buna karşılık mutasyon geçirdiği ve farklı canlılara bu sayede rahatça bulaşabildiği bilinmektedir. Öyle ki türe özgü virüslerin türemesi bilim insanlarınca fark edildiğinde virüslerin ne denli çeşitlilik gösterdiği ancak anlaşılabilmiştir.

Antivirüs Olarak Bitkiler

Yapılan bilimsel çalışmalar farklı canlı türlerine özgü virüslerin zararlı etkilerini savuşturmakta bitkilerin özütlerinin (içeriklerinin), genlerinin ve hatta proteinlerinin (bitki virüslerine karşı) hem hayvan hem de bitki virüslerine karşı etkili olduğu bulunmuştur.

Bitkiler üzerine yapılan bazı araştırmalarda tarçın, okaliptüs, çay ağacı, biberiye, nane, karanfil, ıtır, kekik, klivya, bergamot, lavanta, limonotu, servi ve turunç bitkilerinin kimyasal içeriklerinin, uçucu yağlarının (ve hatta yağ buharlarının) bazı (grip -influenza- virüsü, domuz gribi ve özellikle uçuk virüsü gibi) virüsleri inaktif ve/veya inhibe ettiği kanıtlanmıştır.

Bununla beraber bazı bilimsel çalışmalarda bitkilerin antiviral deneylerde etkisiz olduğu (yani olumsuz sonuç) da görülmüştür. 2009’da yayımlanan, İtalyan bilim insanlarının çay ağacı (ya da Hint Defnesi olarak bilinen) Melaleuca alternifolia’nın uçucu yağı üzerine yaptıkları çalışmaya göre bu bitkiye ait etken maddelerin (terpenler) bazı virüslere (Poliovirüs 1, Adenovirüs 2, ECHO 9 gibi virüslere) karşı etkisiz olduğu görülmüştür.

Bitkilerin önemli bir kısmının antimikrobiyal (antibakteriyal, antifungal) etkileri kanıtlansa da antiviral etkileri kanıtlanan bitki sayısı nispeten çok daha azdır. Örneğin; 1952 yılında yapılan bir çalışmada antiviral (İnfluenza A virüsüne) etkisi araştırılan 142 bitkiden yalnız 12’sinin olumlu sonuç vermesi oran bakımından çarpıcı oranda azdır.

Tags:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir