Suçu neydi ki küçük Ayşe’nin?

Bu dağ köyünde, çocukların isimsiz kayıtsız doğduğu bir zamanda bir annenin rahminden gaddar bir dedenin evine doğmuş olmak mı?

Annesi 18 yaşında evlendirilmisti 40 yaşındaki babasıyla. Babası çok iri bir adamdı. Hani bir vursa dağları devirirdi sanki. Ama kader… Ayşe daha annesinin karnındayken kalp krizinden öldü koca adam. Sebep belliydi hep bu uğursuz gelin ve karnındaki uğursuz piç diyordu dedesi. Cidden kimdi uğursuz olan?

Annesi onu doğurduğunda da nenesi burun kıvırmıştı zaten büyük gelini gibi bu da kız doğurmuştu hem oğlu gitmişti hem de yine bir kız çocuk gelmişti eve. Ne annesine eziyetleri bitti ne de küçücük yavrusuna. Annesi artık dayanamadı zaten o da pek sevmezdi ya Ayşeyi, sonuçta kendisi değildi uğursuz olsa olsa bu kızdı zannınca. Terk etti kızını orada. Başka bir köye kaçtı evlendi başka bir adamla.

Dedenin Ayşe’ye öfkesini perçinledi bu son olay. Ne dedesi sevdi onu ne nenesi. Sadece evdeki adaşı Ayşe yengesi sevdi o da biraz. Aç kalmıyordu ama doymuyordu da. Çoğu zaman bakımsız ve üşümüş olsa da yaşıyordu işte.

Peki neydi Ayşe’nin suçu? Gaddar ve küfürbaz dedesine muhtaç olmuş olmak mı?

Aslında suçunu biliyordu Ayşe. Ah nasıl olur da kırardı o bardağı? Ama vallahi bak isteyerek olmamıştı. ‘Vallahi dede yanlışlıkla düşürdüm’ dedi demesine. Ama dede zaten kurtulmak istiyordu bu her hali zarar kızdan.

Neden bağlamışlardı ki onu bu ahıra? Elleri ayakları nasıl da acıyordu soğuktan. Açtı, susuzdu ama en çok donan elleri ayakları acıyordu hele bir de ipler öyle sıkı bağlıydı ki. Ağladı Ayşe, bağırdı hatta sesi kısıldı. Yenge biraz su, yenge bir lokma ekmek diye bağırdı. Yenge ne olur eve alın beni üşüdüm dedi. Belki yüzlerce kez. Nene demedi, dede diyemezdi. Kaç gün dayanırdı yedi yaşında bir çocuk bu duruma?

Neyse ki bağırmaları duyan köylülerden hanife ve zozan gelin köydeki tüm erkeklerden mert çıktı. Hanife bir gece tüfeği fişekle doldurdu. Zozan da baltayı ve makası kaptı. Sessizce gittiler ahıra. Hanife sırtını duvara dayayıp açtı el fenerini. Zozan baltayla kırdı kapıyı. Kesti Ayşe’nin iplerini. Seslere gelen dedeye, seslere gelen köylülere doğrulttu silahını Hanife. ‘Davranmayın vururum’.

Eve gidince dayak yiyecekti Hanife, belki kendi çocukları şiddet görecekti bu yüzden. Neyse hiçbir şey düşünmedi. Sadece o an vardı zihninde. Zozan çıkardı Ayşe’yi dışarı. Hanife korudu, Zozan kaçırdı miniği evine. Köylüler insafa geldi, gaddar dedeye bir daha o çocuğa elini sürmeyeceksin dedi. Kurtuldu küçük Ayşe o gece. Sıcak bir çorba, sıcak bir yatak. Biraz şevkat ve sevgi.

Ha biraz da iyi insanların kötülüğe göz yummamasının verdiği umut. Kurtuldu o gece Ayşe…

Tags:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir