Kaz Dağları’nın içerisinde cennetten bir köşe olan bu şelalenin ismini duyunca ister istemez insanın aklında soru işaretleri beliriyor. Tabi hemen akabinde hikayeler, efsaneler aramaya başlıyoruz bu adın ardında.

Hasan Boğuldu’nun hikayesi bir tane değil, anlatılan 3 farklı efsane var. Aslında bu hikayelerin hepsi Emine ve Hasan’ın aşkının farklı şekillerde anlatılmış versiyonları diyebiliriz. Biz burada bunların en çok bilinenini aktaracağız.

Kaz Dağları’nın zirvesinde bulunan Beyoba Köyü’nde yaşayan Emine ile Ova Köyü’nden Hasan’ın pazarda birbirlerini görmesi ve aşık olması ile başlar Hasan Boğuldu Şelalesi’nin hikayesi. İsimden de anlaşılacağı üzere ne yazık ki mutlu sonla bitmez bu aşk. Çünkü birbirlerini seven iki gençten Emine’nin ailesi kızlarının Hasan ile evlenmesini istemez. Bunun sebebi de Hasan’ın ovada yetişmiş bir insan olması ve bir Yörük köyünün ağır şartlarına ayak uyduramayacağını düşünmeleridir.

Yine de Hasan ve Emine’nin birbirlerine olan sevgilerinden vazgeçmediklerini görüp Hasan’ı bir sınavdan geçirmeye karar verirler. Eğer Hasan bu yükün altından başarıyla kalkabilirse iki gencin evlenmelerine izin vereceklerdir. Emine’nin ailesinin bu ova gencinden istediği, 40 kiloluk bir tuz çuvalını sırtlanarak 5 saat mesafedeki obaya yani Kaz Dağları’nın zirvesine çıkarmasıdır.

Böylelikle Emine önde Hasan arkada yola düşerler. Tabi Hasan sırtında olan ağır yüke birkaç kilometre dayanabilir ancak daha fazla ilerleyemez. Emine ise sevdiği adamın arkasında olduğunu düşünerek yola devam eder. Bir süre sonra Hasan’ın arkasında olmadığını fark eden genç kız, geri dönerek sevgilisini aramaya başlar. Ona hediye ettiği yazmanın suyun içinde olduğunu gördüğünde ise onun boğulduğunu düşünür ve bu acıya dayanamayarak kendisini göletin hemen dibinde bulunan çınar ağacına asarak intihar eder.

Tags:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir