Günün birinde Keloðlan gurbete çýkmaya karar vermiþ Heybesini hazýrlamýþ anasýyla
helallaþmýþ çýkmýþ yola
Sýrtýnda torbasý elinde deðneðiyle yürümeye baþlamýþ Evden çok uzaklara gitmiþ
Bir köye yaklaþýrken hava iyiden iyiye kararmýþ Çalýlýklarýn ardýnda da bir karaltý
belirmiþ
Keloðlan hemen bir aðacýn arkasýna gizlenip adamý gözetlemiþ Adam koynundan
çýkardýðýný oradaki bir çalýnýn dibine gömmüþ Sonrada oradan uzaklaþmýþ
Keloðlan bir süre bekledikten sonra oraya varmýþ Yerlere dikkatlice bakmýþ Adamýn
kazdýðý yeri bulmuþ Topraðý kazmaða baþlamýþ Biraz kazdýktan sonra gözlerine inanamamýþ Çünkü
topraðýn altýnda bir torba dolusu altýn varmýþ
Keloðlan düþünmüþ taþýnmýþ Bu altýnýn çalýntý olduðuna karar vermiþ Hem onu sahibine
vermek hem de bundan yararlanmak için bir plan kurmuþ kendi kendine

Torbayý baþka bir yere gömmüþ Düþmüþ yola Deðneðini vura vura yürümüþ yürümüþ
Sonunda köye varmýþ
Doðruca köy odasýna gitmiþ Kapýyý açýp "Selamünaleyküm aðalar" diyerek içeriye girmiþ
Köylüler bir yabancýnýn geldiðini görünce onunla ilgilenmiþler
Buyur buyur deyip konuða yer göstermiþler Eline bir bardak çay verip halini hatýrýný
sormuþlar
Keloðlana ne iþ yaptýðýný sorduklarýnda keloðlan onlara:
-Ben fal bakarým aðalar demiþ Fal bakaar yitikleri bulur geleceði okurum
Bunu duyan köylüler Keloðlana daha saygýlý davranmýþlar Köylerine onur verdiðini
söyleyerek onu birkaç gün misafir etmeðe karar vermiþler
Hemen önüne büyük bir sini içinde yemek vermiþler Keloðlan buna çok sevinmiþ Çünkü
sabahtan beri hiç bir þey yememiþ Karný açlýktan zil çalýyormuþ
Önüne konan yaðý balý peyniri sýcak gözlemeyi indirmiþ mideye Üstüne de okkalý bir
kahve içmiþ Bir köþeye serdikleri yataða uzanmýþ Sabaha kadar deliksiz bir uyku çekmiþ
Ertesi gün sabah olunca köyden bir kese altýnýn çalýndýðýný söylemiþler Keloðlana
Keloðlan:
-Bir tas içinde su getirin demiþ
Köylüler hemen bir tas bulup içine de su doldurup Keloðlanýn önüne koymuþlar Keloðlanýn
ne yapacaðýný görmek içinde etrafýna toplanmýþlar Keloðlanda anlamsýz anlamsýz mýrýldanarak
ellerini suya batýrmýþ Sonra ýslak ellerini yüzüne sürmüþ Bir an düþünür gibi yapmýþ Sonra da
köylülere altýn dolu torbayý gömdüðü yeri tarif etmiþ
Köylüler koþup gitmiþler Keloðlanýn tarif ettiði yere Altýn torbasýný elleriyle koymuþ
gibi kolayca bulmuþlar
Bu olay Keloðlan'ýn saygýnlýðýný artýrmýþ Onu yere göðe koymamýþlar Namý da çevre
köylere kadar yayýlmýþ
Günün birinde eþeðini kaybeden bir köylü içinde suya bakmýþ Sonra adamý baþýndan savmak
için:
-Senin eþeðin ne yerde ne de gökte Ortaada bir yerde demiþ
Köylü aranýp dururken eþeðini küçük bir tahta köprüde bulunca sevinç içinde köye dönmüþ
Herkese olanlarý anlatmýþ
Bu olay da Keloðlanýn ününe ün katmýþ Keloðlanýn ünü köyden köye köyden kasabaya
yayýlmýþ Eþeðini bulan adam bir gün padiþahýn bulunduðu kente gitmiþ Keloðlan'ýn yitik eþeði
nasýl bulduðunu anlatýnca bu haber padiþaha kadar ulaþmýþ

Padiþah da ne zamandýr bir falcý ararmýþ meðer Babasýnýn emanet ettiði kýlýncýn sýrrýný
çözdürmek için Kýlýnçýn sýrrýnýn çözülmesi için o güne dek denemediði falcý bilgin büyücü
kalmamýþ Kýlýncýn sýrrýný bir türlü çözememiþler
Padiþahýn adamlarý Keloðlaný bulunduðu köyden apar topar aldýklarý gibi yaka paça
padiþahýn huzuruna çýkarmýþlar Keloðlan çok korkmuþ Padiþahýn derdini çözümleyemezse
kellesinin gideceðini biliyormuþ Bu nedenle padiþaha "Ben falcý falan deðilim" demiþ ise de
padiþah dinlememiþ
Padiþah kýlýcý Keloðlana göstermiþ:
Ben çok küçükken babam bu kýlýcý bana verirken büyüyünce sýrrýný çözmemi vasiyet
etmiþti Ama bugüne kadar bu kýlýncýn sýrrýný hiç kimse çözemedi demiþ
Þimdi Keloðlan bu sýrrý çözecek padiþah da ona "Ne dilersen dile benden" diyecekti
iyi hoþ ama keloðlan bunca bilginin falcýnýn büyücünün çözemediði sýrrý nasýl çözecekti
Keloðlan içinde "bir atlarsýn çegirme iki atlarsýn çeðirge" diye söylenmiþ
Padiþah Keloðlana bugüne kadar kýlýncýn sýrrýný çözmek için ortaya çýkýp da baþaramayan
kýrk kiþinin kafasýnýn nasýl vurulduðunu anlatmýþ Bu sözleri duyan Keloðlanýn korkusu daha da
artmýþ Bu beladan nasýl kurtulacaðýný düþünmeye baþlamýþ
Padiþah:
-Sana yarýna dek müsaade demiþ Bu sýrrrý çözersen senin için yokluk yok artýk Ama
sýrrý çözemezsen kel kafan da yok Bunu iyi bilesin Keloðlan
Keloðlan bakmýþ bir kaçamak yol bulamamýþ Zamandan kazanmak için padiþah'a:
-Bana kýrk gün izin verin kýrk gün sonrra bu iþi bitmiþ bilin demiþ
Padiþah:
-Hay hay demiþ Bu iþ için kýrk yýldýr bekliyorum Ne yapalým kýrk gün daha bekleriz
demiþ
Keloðlan'ý bir odaya kapamýþlar Kýlýcý önüne koymuþlar Ýstediði cevizi inciri çuval
çuval yýðmýþlar Her öðün en güzel yemeklerden getirmiþler

Keloðlan kýrk gün kýrk gece düþünmüþ kýlýnçýn sýrrýný çözememiþ Kýrkýncý gün sabah
erkenden uyanmýþ Düþünmeye baþlamýþ ama nafile Sýrrý çözememiþ Kellesi gideceði için
öfkelenmiþ Kýlýcý eline alarak "Lanet olsun senin altýnýn da elmasýn da" diye söylenmiþ Sonra
o öfkeyle kýlýcý sapýndan tuttuðu gibi duvara vurmuþ Ama öyle hýzlý vurmuþ ki kýlýnç sapýndan
kýrýlmýþ Keloðlan elinde kalan sapa dikkatlice bakmýþ þaþýrmýþ kalmýþ

Çünkü sapýn içinde bükülmüþ bir kaðýt varmýþ Kaðýdý yýrtmadan çýkartmýþ Kaðýtta bir
þeyler yazýyormuþ Ama Keloðlanýn okuma yazmasý olmadýðýndan okuyamamýþ Bu sýrada verilen kýrk
günlük mühlet de sona ermiþ Padiþahýn adamlarý Keloðlan'ý yaka paça Padiþahýn huzuruna
getirmiþler Keloðlan elindeki kýrýk kýlýncýn sapý ile içinden çýkardýðý kaðýdý padiþaha
uzatmýþ

Padiþah Keloðlanýn uzattýðý kaðýttaki yazýlanlarý okumaya baþlamýþ Okudukcada
þaþkýnlýðý artmýþ

Çünkü kaðýttaki yazý babasýnýn yazýsý imiþ Oðluna yazdýðý mektupta þöyle diyormuþ:

"Yiðit þehzadem saltanatým sana kalacak Ama çok küçüksün Bugünlerde ölüp gidersem
ortalýkta kalmandan korkuyorum Bunun için sana bir hazine sakladým Gömüldüðü yeri bu kaðýtta
gösteriyorum Sen büyüyüp kýlýncýn sýrrýný çözünce bu hazine senin olacaktýr Sen de padiþah
olmasan bile bu hazine ile rahat bir yaþam saðlarsýn kendine"

Hemen mektupta belirtilen yere gitmiþler Adamlar topraði kazýnca gercekten çok büyük
bir hazine bulmuþlar

Padiþah bu iþe çok sevinmiþ Hem hazineyi bulduðu için hemde babasýnýn vasiyetini
yerine getirdiði için Keloðlan'a:
-Dile benden ne dilersen? Ne istersen veereceðim demiþ

O zaman Keloðlan bulunan hazineden ufak bir pay ve padiþahýn güzel kýzýný istemiþ

Padiþah önce karþý çýkmýþ bu isteðe Ama sonra verdiði sözü hatýrlamýþ
Keloðlan ile kýzýný evlendirmiþ Hazineden de büyük bir pay vermiþ Keloðlan padiþahýn
kýzý ile mutlu bir hayat sürmüþler
Onlar ermiþ muradýna biz gidelim diðer masallarý okumaya