Bir varmýþ bir yokmuþ evvel zaman içinde kalbur zaman içinde develer tellalken pireler berberken ben annemin beþiðini týngýr mýngýr sallarken; ülkenin birinde bir köy varmýþ Halký mutluluk içinde yaþarmýþ Günlerden bir gün köyün bütün evlerine fareler dolmuþ Binlerce fare köyün sokaklarýnda evlerde dolaþýyorlarmýþ Yatak odasýna gitseler mutfaða girseler farelerden geçilmiyormuþ Ne bulurlarsa yiyorlarmýþ Halk ne yapacaðýný þaþýrýp kalmýþ Köy muhtarýndan bu iþe bir çare bulmasýný istemiþler Muhtarýn da elinden bir þey gelmiyormuþ Böylece köyün adýna fareli köy denmiþ Fareli köyün çocuklarý da bu pis yaratýklarda býkmýþlar

Bir gün fareli köye bir çalgýcý gelmiþ Muhtara: "Eðer bana bir kese altýn verirseniz köyü farelerden temizlerim" demiþ Bütün köy halký bu habere sevinmiþler Aralarýnda hemen çalgýcýnýn istediði bir kese altýný toparlamýþlar ve muhtara teslim etmiþler Halkýn tek istediði bu farelerden kurtulmakmýþ

Çalgýcý isteðinin kabul edildiðini öðrenince baþlamýþ kavalýný çalmaya Kavaldan öyle tatlý öyle güzel sesler çýkýyormuþ ki fareler saklandýklarý yerlerden akýn akýn çýkarak çalgýcýnýn yanýna geliyorlarmýþ Kýsa bir sürede çalgýcýnýn etrafý binlerce fare ile dolmuþ Köydeki bütün farelerin çalgýcýnýn etrafýnda toplandýðý sýrada çalgýcý yürümeye baþlamýþ Köye gelirken gördüðü dereye doðru yürümüþler Çalgýcý önde kavalýný üflüyor fareler peþinden geliyormuþ Çalgýcý dere kenarýna gelince suyun içine yürümüþ Derede o kadar çok su varmýþ ki ama çalgýcý karþý kýyýya geçmiþ Farelerde peþinden gelmek isteyince dereye düþen fare suda boðulup ölmüþ Bütün fareler ölünceye kadar çalgýcý kavalýný öttürmeye devam etmiþ Çalgýcý bütün farelerin öldüðünü görünce ödülü olan bir kese altýný almak için hemen köye geri dönmüþ

Fareleri yok eden baþarýsýndan sevinç duyduðu için emin adýmlarla yürüyormuþ Sonunda köye varýnca: "Bir kese altýnýmý alýrým Bu altýnlarla þehre gider iþimi kurarým Bende zengin insanlar arasýna katýlýr ve rahat yaþamaya baþlarým" diye düþünmüþ Bu düþüncelerle muhtarýn yanýna varan çalgýcý muhtardan ödülünü istemiþ Muhtar oyun bozanlýk yapmýþ "Nasýl olsa farelerden kurtulduk bir kese altýný vermesem olur" diye düþünmüþ Çalgýcýya çeþitli nedenler göstererek altýnlarýný vermemiþ

Çalgýcý kandýrýldýðýný anlayýnca: "Ben size bir oyun oynayayým da görün" demiþ Baþlamýþ kavalýný çalmaya Kavalýn sesini duyan bütün çoçuklar çalgýcýnýn yanýna koþmuþ Çalgýcýda hem kavalýný üflüyor hemde yürümeye baþlamýþ Köyün bütün çocuklarýda kavalcýnýn peþinden gitmiþler Köyde hiç çocuk kalmamýþ Analar babalar kara kara düþünmeye baþlamýþlar

Köylüler muhtara gidip: "Ne yapacaðýz ne edeceðiz Sen çalgýcýnýn hakký olan bir kese altýný vermeliydin Bak þimdi çocuklarýmýzý aldý götürdü" demiþler
Kavalcý kýzgýn kýzgýn peþinde çocuklarla birlikte ormana varmýþlar Ormanda bir aðacýn altýnda dinlenirken aklýna tekrar muhtara gitmek altýnlarýný bir daha istemek gelmiþ O sýrada telaþla yerinden kalkýnca kavalýný almayý unutmuþ Sihirli kavalý bulan bir çocuk arkadaþlarýnýn yanýna gelmesi için baþlamýþ çalmaya Kavalýn sesini duyan çocuklar hemen ormanda toplanmýþlar Hemen köye annelerinin babalarýnýn yanýna dönmeyi düþünmüþler Kavalý bulan çocuk köyün yolunu biliyormuþ Kavalý çalan çoçuk önde diðerleri arkasýnda köye geri dönmüþler Anneleri babalarý çok sevinmiþler Þenlikler düzenlemiþler Kýrk gün kýrk gece bayram etmiþler

Tabi bu sýrada da köylüler muhtarý azarlamýþlar Çalgýcýnýn hakkýný vermesini söylemiþler Hakkýný alan çalgýcýda hayallerini gerçekleþtirmek için köyden ayrýlmýþ Onlar ermiþ muradýna biz gidelim diðer masallarý okumaya