Selülit Nedir?

Selülit Nedir?

Selülit Nedir? (Hidrolipodistrofi)


Selülit, hormonal ve dolaşım bozukluğundan kaynaklanan bir genel dengesizliğin sonucudur ki, bunun sonuçlarından biri de suyun local olarak konnektif dokuda (cildin metabolizma alışverişlerinin yapıldığı canlı tabakası) toplanmasıdır. Bu su tutma olayı üst derinin hemen altında bulunan konnektif doku iplikçiklerinin yavaş yavaş balıkçı ağı gibi yuvarlak birikintiler meydana getirmesi ve aynı zamanda bu ilmekler arasında sayısız yağ birikintilerini tutması ile oluşur. Fonksionel olmayan bu birikintiler çoğu kez ıstırap veren hareketsiz madde durumundadırlar.

SELÜLİT’İN OLUŞUM MEKANİZMASI:
Kadında hormonal dengesizlik; Ostrojen grubu folikulin hormonu artması sonucu meydana gelir. Ergenlik, hamilelik, premenapoz. Konnektif dokuda su tutulması; Temel maddede yoğunluğun artması ve dokuda suyun toplanması. Konnektif dokuda toplardamarsal ve lenfatik staz; Temel maddenin yoğunluğunun artması damarlar üzerinde basınç meydana getirir. Kan rahat alamaz, damardaki kan akışında duraklama olur. Buna “staz” denir. Konnektif dokuda ödem; Kılcal damarlardan dışarı sızan transoda sıvının doku arasında birikmesi ve ödemin olması. Konnektif dokuda fibraz değişiklikle; Dokudaki fiziksel ve kimyasal değişiklikler sonucu file oluşur. Yağ hücrelerini bir kansol içine alarak hapseder. Hiç bir şekilde enerji olarak tüketilmeyen rejimlere isyankar fonksiyonel olmayan yağ topluluklarını, yani SELÜLİT’İ oluşturur.

 

Selülit oluşumunda etkili faktörler :
1) Tıbbi düzensizlikler: (kabızlık, sindirim, jinekoLojik, dolaşım faktörleri)
2) Anatomik düzensizlikler: düz tabanlarda bilek bacaklarda oluşur. (adele ve kemik yapısı ile ilgili faktörler)
3) Kalıtımsal düzensizlikler: (kalıtsal ve ırkla ilgili faktörler – Akdeniz, ortadoğu ülkekeri)

 

 

 

 

 

Selülit tedavi yöntemleri ve Mezoterapi
Masaj Tedavisi:
Dolaşımı canlandırmak için yapılan masaj mutlaka anatomi bilgisi olan deneyimli ellerle yapılmalıdır. Selülit masajı yüzeyde kalmalı ve acı vermemelidir. Selülit üzerinde etkili olabilecek iki tür masaj vardır. Bunlar dolaşım masajı veya yapılabilen lenfatik drenaj masajıdır. Dolaşım masajı derialtı kanı dolaşımını iyileştirir. Özellikle de kanın bacaklardan göğüse doğru gitmesini sağlar. Belirli noktalara parmakla bastırıldığında ve belirli lenfatik düğümler istikametinde hareket edildiği takdirde kullanılmış lenf atılıp yenilenir.

 

Yosun Tedavisi: 
Yosunlar local bandajlar şeklinde uygulanabilir. Cilt su yosununun tüm aktif maddelerini bünyesine alır. Ayrıca yağ hücrelerini küçültücü etkisinden çok sık bahsedilen iyotu da içerir. İyot yağ hücrelerinin yağını elimine etmede katalizör görevi görür.

Selüliti kendimiz tespit edebilirmiyiz? 
Evet, edebiliriz. Cilt iki parmak arasında kıstırıldığında cildin görünen en dış tabakası olan epiderm değişik bir görüntü alır. Bir çeşit girinti ve çıkıntı meydana gelir ki buna “portakal kabuğu manzarası” denmektedir.

 

Selülit kadınlarda hangi bölgeye yerleşir?
Uyluğun üst kısmında, dizini ve bileğin iç kısımlarında, kaba et ve baldırların arka kısımlarında, üst bacakta genelde süvari pantalonu şeklinde yerleşir.

 

Selülit ağrılımıdır? 
Evet, selülit ağrılı olabilir. Ağrının şiddeti, selülitin sinir iplikçiklerinin üstüne yapmış olduğu basınç derecesiyle orantılıdır.

 

Selülite ne tür bir gıda rejimi uygulanmalıdır?
Gıda rejimi su açısından zengin tuz açısından zayıf olmalıdır. Proteinden zengin bir diet önerilir. Proteinin ödemi önleyici ve iştahı kırıcı bir rolü vardır. Alkolden uzak durulmalıdır. Çünkü alkol kanda yağa dönüşür ve vücütta birikir.

 

Selülit varis oluşumunu etkilermi?
Evet, etkiler. Mezoterapi tedavisi sonucunda yağ hücrelerinin hacmi ufaldığından toplardamarlar üzerindeki basınç kalkar ve dolaşım rahatlar, normale döner. Selülitten dolayı varis oluşumu önlenmiş olur.Merkezimizde selülit tanı ve tedavisine yönelik deneyimli ekibimizle tüm yöntemler başarı ile uygulanabilmektedir.


Be the first to like.
28 Ocak 2012
Yorumlar Kapalı
Okunma
bosluk

Vücudun salgıladığı hormonlar nelerdir?

Vücudun salgıladığı hormonlar nelerdir?

Vücudun salgıladığı hormonlar nelerdir?

Vücudumuzdaki hormonlar
Bedenimizdeki hormonlar nelerdir
Vücudumuzun salgıladığı hormanların listesi


Hormonlar

Alm. Hormone (n.pl.), Fr. Hormones (m.pl.), İng. Hormones. Vücuttaki iç salgı bezlerinden ve bâzı hücrelerden salgılanarak, kan yoluyla hedef hücrelere varan, hücrelerdeki çeşitli metabolik olayları düzenleyerek vücutta çok önemli işler başaran kimyâsal maddeler.

Vücutta hücrelerarası yönetimi sağlayan iki haberleşme sistemi vardır. Birisi sinir sistemidir, diğeri ise hormonal haberleşme sistemidir. Hormonal sistem sinir sistemine göre oldukça yavaştır. Her ne kadar birkaç sâniyede etkisini gösteren oldukça hızlı hormonlar varsa da birçoğunda etkinin başlaması dakikalar hattâ bâzan saatler sürebilir.

İç salgı bezlerinden meydana gelen hormonlar sistemine “endokrin sistem” de denmektedir. Vücutta her hormonun özellikle tesir ettiği organ veya dokular vardır ki bunlara “hedef organ” denmektedir. Hücrelerin hemen hepsinde etkili olabilen “büyüme hormonu”, “tiroksin” gibi yaygın tesirli hormonlar da vardır. Ancak bu yaygın tesirli hormonlar bile her hücrede aynı etkiyi uyandırmazlar. Bunlardan büyüme hormonu daha ziyâde büyümesi gereken ve büyüme kâbiliyetini muhâfaza eden organ ve dokularda tesirli olur. Belirli hücrelere gelen hormonlar bu hücreleri uyarır veya durdururlar veya onların faaliyetlerine belli bir yön verirler. Bu durumda hormon, damarlar ile bir organdan diğerine belli bir haberi aktarmış olur.

Genel olarak hormonlar, vücuttaki metabolik (yapım-yıkım) olayları ve hücredeki kimyâsal reaksiyonları düzenlerler, hücre yüzeyinde ve içinde mevcut zarlardan madde geçişini kontrol ederler. belirli hücrelerdeki salgı, beslenme, büyüme, gelişme ve üreme faaliyetlerini ayarlarlar.

Hormonların bâzıları büyük ve gözle görülebilecek belirli iç salgı bezlerinden salgılandığı gibi, az sayıda ve gözle görülemiyecek derecede küçük hücre gruplarından, tek hücrelerden, sinir uçlarından da salgılanabilirler. Yaygın etkili hormonlar yanında ancak salgılandığı yer yakınlarında etki gösteren lokal hormonlar da vardır. Hiç şüphe yok ki, kanda ve vücut sıvılarında iç salgı bezlerinden kana verilen her hormon az veya çok bir miktar bulunur. O halde, belirli bir hormonun bütün hücreleri değil, bâzan tek bir organın özel hücrelerini etkilemesi o hedef organ veya dokudaki hücrelerin özelliklerine ve özel reseptörlerine (alıcılarına) bağlıdır. Hormonların etki alanında bulunan hücreler kendileri ile ilgili olan hormonu tanımakta ve kendi durumlarına göre gerekeni mümkün olan derecede duymaktadırlar.

Hormonların kimyâsal yapısı: Kimyâsal yapılarının özelliklerine göre hormonlar üçe ayrılır:

1. Protein yapısında olan hormonlar: Hipofizden salgılanan hormonlar, paratiroit ve pankreas hormonları küçük moleküllü protein veya polipeptit yapıdadırlar.

2. Amin yapısındaki hormonlar: Bunlar aminoasit yapısında veya aminoasit türevi sayılabilecek yapıda hormonlardır. Fenol halkası ihtivâ ederler. Böbreküstü bezinin medulla hormonları ve tiroit bezi hormonları bu gruptadır.

3. Steroit yapısında olan hormonlar: Bunlar, “siklopentanoperhidrofenantren” adlı kimyâsal halkayı taşırlar. Böbreküstü bezi kabuk kısmı, erbezleri ve yumurtalıklardan salgılanan hormonlar bu gruptadır.

Hormon saglılanmasının denetlenmesi ve kontrolü: Hormonları salgılayan organlar, vücuttaki düzenin grektirdiği şekilde çok ölçülü ve kontrollü bir çalışma içindedirler. Normal insanda tam gerekli miktarda ve ihtiyâca göre salgılanırlar.

İç salgı bezlerinin önemli bir bölümünün çalışması hipofiz ön lobunun hormonal direktifleri ile düzenlenmektedir. Dolayısıyla iç salgı bezlerinin vücutta birbiri ile uyumlu ve âdetâ bir orkestra gibi çalıştığı kabul edilir. Hipofiz ön lobu bu orkestranın şefi durumundadır. Hipofiz ön lobu, kendi emri altındaki bezlerden kana dökülen ve kan dolaşımı ile her yere ve bu arada kendisine de gelen hormonları alır, miktarlarını ölçer. Hangi hormon ihtiyâca göre gereken miktara varmamış ise onu salgılayan bezi uyarmaya devam ederken, yeteri kadar hormon salgılamış bezleri artık uyarmaz. Böylece o hormonun salgısı azalarak kandaki normal seviyesi korunmuş olur. Meselâ, vücut soğuğa mâruz kalınca tiroit hormonuna olan ihtiyaç artar; tiroit hormonunun tesirini tesbit eden hipofiz bezinden tiroidi uyaracak hormon salgılanarak, tiroit bezinden hormon salgılanması kamçılanır. Tiroit hormonunun kan seviyesinin istenenden fazla olması hâlinde uyarıcı hormon (yâni hipofiz ön lobu) tarafından salgılanması durdurulur. Bu olaya “geri kontrol” (feedback) mekanizması ismi verilir.

Hipofiz ön lobunun kontrolünde olmayan pankreas, paratiroit gibi iç salgı bezlerinin çalışması da diğer geri kontrol mekanizmalarının kontrolü altındadır. Meselâ pankreasın en mühim görevi olan hormonu insülindir. Kan şekeri yükselirse insülin salgılanması artar. Kan şekerinin düşmesi hâlinde de insülin salgısı azalır. Bu yolla, kan şekeri dâimâ 100 mililitrede 90-110 mg civârında sâbit tutulur.

Hipofizin hipotalamus tarafından kontrolü: Hipotalamus, merkezî sinir sisteminin bir parçasıdır. Beynin alt kısmında bulunur. Hipofiz sapı hipotalamus ile hipofizi bağlar. Hipofizin ön ve arka lobları ayrı iki yolla hipotalamusla sıkı bir ilişki içindedir. Hipotalamus, hipofiz ön lobunu kan yoluyla denetler. Burada iş gören damarlar sistemine “hipotalamiko-hipofizer dolaşım sistemi” denir. Hipofiz arka lobunun, hipotalamusa sinir telleri ile bağlantısı vardır. Hipotalamusta yapılan denetleyici veya serbestleştirici faktörler sinir telleri boyunca hipofize gelir ve buradan da salgılanırlar. Ön hipofizden salgılanan her hormon için hipotalamustan bir “serbestleştirici faktör” salgılandığı kabûl edilir. Büyüme hormonu için “Büyüme hormonu salgılatıcı faktörün serbestleştirici faktörü, tiroit hormonu için “Tiroit hormonu salgılatıcı faktörün serbestleştirici faktörü” hipotalamustan salgılanır. Hipofiz arka lobunun hormonları ise hipotalamusta yapılır ve sinir lifleri vâsıtasıyla buraya gelir. Sinir lifleri ile elektriksel uyarı husûle geldiği zaman hipofizin arka lobundan hormonlar salgılanır.

Vücudumuzdaki iç salgı bezlerinden şu hormonlar salgılanmaktadır:

Hipofizden: Ön hipofizden, tiroidi uyarıcı hormon (TSH), büyüme hormonu (GH), böbreküstü kabuk kısmını uyarıcı hormon (ACTH), prolaktin ve lüteinizan hormon (LH) salgılanır.

Arka hipofizden ise vazopressin (ADH) ve oksitosin adlı hormonlar salgılanır.

Tiroit bezi: Tiroksin (T4) denilen tiroit hormonu salgılanır. Bu hormon gerektiğinde vücutta aktif etkili hormon olan T3 şekline döner. Trioitten ayrıca kalsitonin adlı kandaki kalsiyumun seviyesini düzenlemede gerekli olan bir hormon da salgılanır.

Paratiroit bezi: Parathormon adlı kan kalsiyumunu ayarlayıcı hormonu sağlar.

Pankreas: İnsülin ve glukagon adlı, birincisi kan şekerini düşürücü, diğeri kan şekerini yükseltici hormonları salgılar.

Böbreküstü bezi: Kabuk (korteks) kısmından aldosteron, kortizol ve bâzı steroit yapıdaki hormonlar; iç (Medulla) kısmından da adrenalin, noradrenalin salgılanır.

Erbezleri: Testosteron (erkeklik hormonu) salgılar.

Yumurtalıklar: Östrojen ve progesteron adlı kadınlık hormonlarını salgılarlar.

Ayrıca gebelik müddetince plesanta (bebeğin eşi) tarafından gebelik ve cenin için gerekli bâzı hormonlar salgılanır.

1 Kişi Bu Yazıyı Beğendi.
10 Ocak 2012
Yorumlar Kapalı
Okunma
bosluk

Arı Ürünleri ve Polen

Arı Ürünleri ve Polen

Arı Ürünleri ve Polen

Arı poleni faydaları açısından öncelikle güçlü bir besin olma özelliği ile karşımıza çıkar. Arı poleni 96 çeşitten daha fazla besini kapsar ve bu besinlerin her biri, insan yaşamını desteklemek için gereklidir.

Arı poleninin %40’ı proteinden oluşur ve yaklaşık olarak tamamı herhangi bir bozulmaya uğramadan ya vücudumuz ya da metabolizma tarafından kullanılabilir durumdadır.

 

Arı ürünleri olarak bilinen propolis bal polen arı sütü arı zehiri gibi ürünlerle hastalıkların iyileştirilmesi yönündeki çalışmalar apiterapi olarak bilinmektedir. Arı ürünleri tedavisi anlamına gelen apiterapi ile hastalılıkların iyileştirilmesi ve sağlığın korunması amaçlanır.

 

Özellikle japonya gibi uzakdoğu ülkeleri başta olma üzere bugün bir çok ülkede apiterapi hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Son yıllarda hastalıkları arı ürünleri ile tedavi eden apiterapi merkezleri hızla artmaya başlamıştır.

 

Arı poleni faydaları açısından bin yılı aşkın bir süreden beri bilinmektedir. Çinlilerin geleneksel bitkisel ilaçlarının temeli olan arı poleni, son yıllarda da batılı hekimler arasında büyük çapta saygı duyulan bir öğreti olmuştur.

 

Arı poleni 22 çeşit amino asit, C vitamini, B-kompleks ve folik asit, doymamış yağ asitleri, enzimler ve karotinle, günümüze kadar hemen hemen hepsi keşfedilmiş olan ana anti oksidanları içerir. Arı poleni zaman zaman “en mükemmel besin” olarak da anılır.

 

Bunlara ilaveten, arı poleninin, kendi başına bir varlık gösteremeyen, fakat sağlıklı kalmak için ihtiyaç duyulan ve çok gerekli olan bir miktar eser elementlerle vücudumuza sağladığı faydalar da vardır. Bu belli başlı elementler ise demir, çinko, manganez, bakır, kalsiyum, magnezyum, potasyum gibi sağlığa faydası ispatlanmış olan tüm minerallerdir.

 

Bilim adamları boş yere sentetik arı polenini üretmeye çalıştılar. Her ne kadar sentetik arı poleni görünüşte doğal arı polenine benzemekteyse de, bilim adamlarının bunu işçi arılara aşılayarak denemeler yapmaları sonucunda, arılar bir hafta gibi bir sürede ölmüşlerdir.

 

Arı Poleni Kullanımı

Günde alınacak 35 gr. Arı poleninin insan vücudunun yaşam savasında gerek duyduğu tüm besinleri içerdiği çoğu hekim ve besin uzmanları tarafından kabul edilip önerilmektedir. Çünkü arı poleni vücudun gerek duyduğu bütün bilinen besinleri içermektedir. İdeal beslenme şartlarından uzak kaldığınızda vücudunuzda oluşacak çatlakları doldurmak amacıyla tavsiye edilebilecek en iyi sağlık ürünü arı poleni olacaktır. Aslında, arı poleni ürünleri, açlığa maruz kalmış bölgelerde yaşayan insanlara beslenmelerinde destek olmak üzere sık sık kullanılan bir üründür.

Bu kadar apaçık sonuçların yanı sıra, arı poleninin sağlık üzerinde kendine has etkileri vardır.

 

Polenin Faydaları

· Arı poleninin bağışıklık sisteminize yararları vardır. Arı poleninde proteinler, mono ve doymamış yağlar, B, C, D, E vitaminleri, beta karoten, kalsiyum, magnezyum, selenyum, nükleik asit, lektin, sistein maddeleri bulunmakta olup bunların hepsinin bağışıklık sistemimizi kuvvetlendirdiği ispatlanmıştır.

 

· Arı poleni alerjilere karşı dirençli olmamızda yardımcıdır. Çünkü arı poleninin içinde saman nezlesini tetikleyebilen eser maddelerden bulunmaktadır ve bazı alerji uzmanları arı polenini yöresel bitki alerjisine duyarlılığın azalmasına yardımcı olması için önerirler.

 

· Arı poleni stresle mücadelede size yardımcı olur. Amino asitlerin tamamını, gerekli yağ asitlerini ve ruh halini düzene sokacak vitaminleri içerir. Arı poleni ürünlerini almanız ise yaşantınızda karşılaştığınız streslerle savaşmanıza yardımcı olacaktır.

 

· Atletler yüzyıllardan beri enerjilerini ve dirençlerini arttırmak için arı polenini kullanmaktadırlar. Bu konuyla ilgili araştırmalar halen sürdürülmekteyse de, arı poleni ürünlerinin kullanımının uzun süreli etkilerinin, atletlere büyük çapta faydalı olacağı mantıklı bir anlam taşımaktadır. Arı poleninin sağladığı besin yelpazesi düşünüldüğünde, uzun süreli arı poleni ürünlerinin kullanımı vücutlarındaki gerekli besinleri düzenli bir konu için harcayan atletlere ne kadar faydalı olacağı anlam kazanmaktadır.

 

· Polen iştah açıcı özelliği sebebiyle zayıflık sorununda kullanilabilir.

 

· Arı poleni kansızlık sorununun giderilmesinde yardımcıdır.

 

· Güçlü besleyici özelliği sebebiyle hastalıktan kalkanları en kısa zamanda eski gücüne ve enerjisine kavuşturur.

 

Arı zehirine karşı hassasiyeti ve alerjisi olanların arı poleninden kaçınması gerekir. Arı zehirine karşı alerjisi olanlara verdiği kötü sonuçlardan başka bazı yan etkileri de vardır.

 

Arı poleninin inanılmaz potansiyeli ve düşük risk taşıyan yan etkileri yüzünden size günlük beslenmenizi destekleyici arı poleni ürünlerini tavsiye ediyoruz. Bu arada bir küçük problemimiz var: arı poleni büyük ölçüde hazmı zor (kabuk)lardan oluşur. Arı poleninin faydalarından yeteri kadar yararlanabilmek için muazzam miktarda yemeniz gerekir. Toplam birimin sadece yaklaşık %5’i vücudunuza biyoyararlanım sağlar.

 

Polenin faydalarından yüksek düzeyde yararlanabilmek için uygun koşullarda elde edilmiş olması gerekir. Çeşit bakımından çok zengin çiçekli bitki ortamında elde edilmiş olan polen şifalı olma özelliğini taşır. Arı ürünlerini kullanırken bu açıdan dikkatli olmak gerekir. Bal polen gibi arı ürünlerinin elde edilmesi zahmetli bir iştir. Ancak çok kısa bir sürede bol miktarda üretilen ve besin değeri açısından önemi olmayan ballar gibi yine bu şekilde üretilen polenlerde doğal tedavi açısından bir anlam taşımaz. Polenin arısütünün ya da balın faydaları öncelikle onların nasıl ve hangi ortamlarda üretildiği ile ilgildir. Bu yüzden polen ya da arı sütü bal polen karışımı gibi arı ürünleri kullanırken aldığınız ürünün güvenilirliğinden ve kalitesinden emin olmalısınız.

2 kişi bu yazıyı beğendi.
17 Aralık 2011
Yorumlar Kapalı
Okunma
bosluk
  • Page 1 of 2
  • 1
  • 2
  • >
 Son Yazılar FriendFeed

Kategoriler

Sayfalar